interior styling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
interior styling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Nisan 27, 2016

Evim Abigail Ahern'in Blogunda! / My Home Was Feautured on Abigail Ahern's Blog




Eklektik stilde ve dramatik etkili iç mekanlar yaratma ustası Abigail Ahern evimle ilgili bana mail attığı gün havalara uçtum.  

Ahern, tıpkı Vermeer tablolarının karanlık ama vurucu atmosferleri gibi, koyu renklerin doğru kullanılmış birlikteliğiyle her bir rengin etkisinin kuvvetlendiği mekanlar yaratma konusunda ustalaşmış bir iç mimar. Ayrıca Güney Londra’da bulunan Viktorya tarzında evindeki gibi koyu renklerin ışıkla buluştuğu dramatik mekanlar yaratabilmenin tüyolarını seve seve paylaşan, bu konuda Londra'da rağbet gören workshoplar düzenleyen ve stil-mekan-renkler üzerine kitaplar yazan bir tasarımcı.

Abigail Ahern’in dekorasyon konusunda risk almayı ve kendiniz olmayı öğreten ilham verici kitapları var. İlk kitabı Decorating with Style dekorasyonseverler için kült haline geldi diyebiliriz. Uzun süredir beklenen ve Daily Mail tarafından renklerin kutsal kitabı olarak tanımlanan yeni kitabı Colour ise, geçtiğimiz yılın Nisan ayında satışa çıkmıştı.











at{mine} sitesinden haberdar mısınız bilmiyorum. Üyesi olarak evinizin fotoğraflarını paylaşabileceğiniz, üyelerin birbirinin fotoğraflarını beğenip takipleşebildiği, birbirine yorum atabildiği bir oluşum. Bu siteyi, pek beğenerek takipte olduğum bazı blogger ve stylistlerin #atmine tagini kullanarak yaptığı harika paylaşımlarla keşfettim. Bu site içinde gezinmek, dünyanın her yerinden insanların, dekorasyon bloggerlarının ve tasarımcıların profillerine bakmak, kendi yükledikleri evlerinin fotoğraflarına göz atmak oldukça ilham verici. Ayrıca takip ettiğiniz kişi bir fotoğraf yüklediğinde, biri sizi takip ettiğinde veya fotoğraflarınızdan birini beğendiğinde mailinize bildirim geliyor. Ee bütün bunları zaten instagram'da da yapabiliyoruz derseniz, at{mine}'nın küçük bir dekorasyonseverler komünitesi gibi olduğunu ve bu nedenle bir bakıma daha organik olduğunu söyleyebilirim. Instagram'dan daha küçük bir görsel havuz olduğu için de beğendiğiniz hesapları takip edebilmeniz daha kolay oluyor.

Örneğin ben at{mine}'da öylesine fotoğraflarımı yüklemeye başladığım hafta, burada üyeliği bulunan Abigail Ahern fotoğraflarımı görmüş. Mail yoluyla bana ulaşarak kendi blogunda evlerin tanıtıldığı "House Crush" bölümünde evime yer vermek istediğini söyledi. Memnuniyetle ve heyecanla teklifini hemen kabul ettim tabii. 

House Crush için bana yöneltilen soruları cevaplama kısmı da benim için epey eğlenceliydi. Evimin en sevdiğim odası ve nedenleri, şimdiye dek en gurur duyduğum DIY projesi, başkalarına verebileceğim fotoğraf veya dekorasyon tüyoları ve bugüne kadar yapmış olduğum en büyük dekorasyon hatası veya batırdığım bir DIY projesi gibi güzel sorular cevapladım :) 

Hem benimkine hem de House Crush'taki harika başka evlere göz atmak isterseniz buraya bir tık yapıverin http://blog.abigailahern.com/house-crush/hang-out-at-monicas/

Benim at{mine}'daki hesabıma göz atmak isterseniz şuraya bir tık http://atmine.com/monicalivasinteriors

Abigail Ahern’in facebook ve instagram hesaplarına göz atmak isterseniz ise şu linklere tık tık:


When the queen of dark colours and dramatic spaces, Abigail Ahern, has found me from at{mine} and I received a special email for my house to be featured on House Crush my heart skipped a beat! I like her vision, her obsession with dark interiors, her creativity and courage... Also her guiding about being authentic, taking risk, being brave and just yourself at decoration. It is such an honour for my house to be featured on House Crush!  


Çarşamba, Mart 30, 2016

Evim, Evim Dergisi'nin Nisan 2016 Sayısında!







Son 4-5 aydır yaşadığım hengame içerisinde beni heyecanlandıran ve yerimden kaldırıp harekete geçiren bir haber almıştım. Evimin, Evim Dergisi'nin sayfalarında yer alması için çekime geleceklerdi.

Çekim Şubat ayı başında gerçekleşti. Derginin Mart sayısında yer almayı planlarken Nisan'a kayması, beni daha çok mutlu etti. Çünkü bu sayı Evim Dergisi için de özel bir sayı. Evim Dergisi bu sayıyla 10. yılını kutluyor. Tüm Evim Dergisi çalışanlarını hem tebrik ediyor hem de kendilerine çok teşekkür ediyorum.
Tabii ki ayrıca teşekkür etmem gereken iki değerli insan var: Çekim gününü programlama aşamasındaki sabrıyla ve çekim sırasındaki sımsıcak sohbetiyle evimi şenlendiren yazı işleri müdürü sevgili Günseli Büyüksağış ve işlerini severek takip ettiğim, harika fotoğraflar çeken İbrahim Özbunar.

Hep evcağız dediğim bu küçük ve eski daireye 2013 yılının Nisan ayında, hiç hesapta yokken ve binbir zorlukla taşınmıştım. Üstelik bir başımaydım. Sevgilim doktora çalışması için Almanya'daydı ve dönmesine daha 11 ay vardı. Biraz mutsuz ve umutsuz hissediyordum ama ne yapalım demiştim, yeni bir mekan yeni bir başlangıç olsun bu...

Üzgün geçirilen bir iki haftadan sonra kendime kızıp şöyle cümleler kurmaya başlamıştım: Koşulların buna uygundu burayı seçtin. Sürekli şikayet ediyorsun. Buraya silah zoruyla taşınmadın ya! Umutsuzluğu bir kenara bırakıp işe koyulma kararı aldıktan sonra ise, kaloriferlerin tıkanıklığı, evi 3 kere su basması, sürekli ampullerimi patlatan voltaj düşüklüğü, durmadan sıvaların dökülmesi, akan borular, koli bandıyla kapatılmış kesik pimapen camları, kapı kasalarının kırık olması nedeniyle bir türlü kapanmayan kapılar gibi yerleştikten sonra bana teker teker yüzünü gösteren sorunların hiçbiri beni yıldıramadı.

Kendime "Elinde neler var?" dedim. Bu evde seni mutlu eden, sana iyi gelen? Etrafına bir bak. Bu evin her odasına bütün gün dolan inanılmaz bir güneş var. Ben güneşle canlanıyorum, enerji doluyorum demiyor musun yıllardır. Al sana salonda otururken bile gözünü kısmadan oturamayacağın yani istemediğin kadar güneş! Öğrencilik yıllarındaki rutubetli ve karanlık bodrum katlarından şikayet ettin yıllardır. Al sana en üst kat! İstanbul'un belki de artık sevdiğin tek köşesi, güzelim adalar tam karşında. En sevdiklerinin, Burgaz ve Heybeli'nin tam arasına koy balkon masanı! Her gün içine dolan pırıl pırıl bir deniz var, tam hizanda iki dalgakıranla sütliman olan, üzerine balıkçı takaları bağlanmış. Hepsi tam karşında!

O bahar aylarında her gün, işten eve geldiğimde çayımı alıp elimde not defterimle ve yanıbaşımda iki kedimle sıvası üzerimize dökülen balkonumda oturdum. Kuşları dinleye dinleye, gecenin ışıklarında gidip gelen son ada vapurlarına baka baka, upuzun yapılacaklar listeleri hazırladım. Bitkiler edindim. Adını hiç bilmediğim güneşsever türler keşfettim, baktım, büyüttüm, bize adeta bir güney iklimi yaşatan bu evde ben de onlarla büyüdüm. Boyalar, zımparalar yaptım, nalburlara dost oldum. Bazı günlerde ev bir atölyeye ya da bir çalışma kampına dönüyordu. Molalarda güneşte sereserpe yatan kedilerimin mutlu hallerine sevindim, onları izleyerek dinlendim. Kendime adım adım, içinde mutlu hissedeceğim bir dünya kurmaya çalıştım...

Her köşesinde emeğimin olduğu, bazı çözümleri gerçekten yoktan var ettiğim evcağızım...
İnsanların mal-mülk kavramıyla kurdukları ilişki bana hep garip gelmiştir. Bu evden, birilerinin hırsları uğruna yakın bir zamanda hiç istemediğim halde taşınmak zorunda kalacağım. Neyseki bu evde kurduğum dünyamın fotoğrafları, severek takip ettiğim bir dergide, anıları ise hep ruhumda kalacak...





Salı, Haziran 24, 2014

Bir Terazi Hikayesi






Bazen anne evinden sizin eve gelen eski küçük bir teraziyle mutlu olur, onu nereye koyacağınızı şaşırır, fotoğrafların en güzeline sığdıramazsınız. 
Dur şurdan bir bakayım, bir de şurdan bir poz diye onu benim yaptığım gibi evirir çevirirsiniz. Lavantalarla, taşlarla süsler şımartırsınız onu. Küçücük bir şeyin koca bir gün içinde kapladığı vakti ve anlamı ise hiç çözemezsiniz.

Daha önce de koleksiyonerlikle ve biriktirmekle ilgili bir postta yazmış olduğum gibi benim eski nesnelerle olan ilişkim yarına inanmadığımdan değil. Kimilerinin sandığı gibi canlılar yerine nesnelere değer vermekse hiç değil. 
Benim için çevrelendiğim her nesne geçmiş yaşantılara ve insana bugünden bir selam çakma, bir saygı duyma. Hem ben kendi ruhuma göre dokunuşlarla yeni bir mekan ve zamanda onu benim kılıyorum. Yani o eski şey yılların arasından çıkıp gelip biraz da Monica’dan bir parça oluveriyor.
İşte bu da böyle biline :)


Hepinize sizi siz kılan şeylerle dolu güzel bir hafta diliyorum.




This antique cast iron scale is from my mom. Sometimes, such a little thing can change your whole day. You beautify it with fresh lavenders and pebbles like I do and you turn around it excitedly just to find the perfect angle and shoot.

wish you a beautiful week with full of inspirational little things!