Çarşamba, Mart 30, 2016

Evim, Evim Dergisi'nin Nisan 2016 Sayısında!







Son 4-5 aydır yaşadığım hengame içerisinde beni heyecanlandıran ve yerimden kaldırıp harekete geçiren bir haber almıştım. Evimin, Evim Dergisi'nin sayfalarında yer alması için çekime geleceklerdi.

Çekim Şubat ayı başında gerçekleşti. Derginin Mart sayısında yer almayı planlarken Nisan'a kayması, beni daha çok mutlu etti. Çünkü bu sayı Evim Dergisi için de özel bir sayı. Evim bu sayıyla 10. yılını kutluyor. Tüm Evim Dergisi çalışanlarını hem tebrik ediyor hem de kendilerine çok teşekkür ediyorum.
Tabii ki ayrıca teşekkür etmem gereken iki değerli insan var: Çekim gününü programlama aşamasındaki sabrıyla ve çekim sırasındaki sımsıcak sohbetiyle evimi şenlendiren yazı işleri müdürü sevgili Günseli Büyüksağış ve işlerini severek takip ettiğim, harika fotoğraflar çeken İbrahim Özbunar.

Hep evcağız dediğim bu küçük ve eski daireye 2013 yılının Nisan ayında, hiç hesapta yokken ve binbir zorlukla taşınmıştım. Üstelik bir başımaydım. Sevgilim doktora çalışması için Almanya'daydı ve dönmesine daha 11 ay vardı. Biraz mutsuz ve umutsuz hissediyordum ama ne yapalım demiştim, yeni bir mekan yeni bir başlangıç olsun bu...

Üzgün geçirilen bir iki haftadan sonra kendime kızıp şöyle cümleler kurmaya başlamıştım: Koşulların buna uygundu burayı seçtin. Sürekli şikayet ediyorsun. Buraya silah zoruyla taşınmadın ya! Umutsuzluğu bir kenara bırakıp işe koyulma kararı aldıktan sonra ise, kaloriferlerin tıkanıklığı, evi 3 kere su basması, sürekli ampullerimi patlatan voltaj düşüklüğü, durmadan sıvaların dökülmesi, akan borular, koli bandıyla kapatılmış kesik pimapen camları, kapı kasalarının kırık olması nedeniyle bir türlü kapanmayan kapılar gibi yerleştikten sonra bana teker teker yüzünü gösteren sorunların hiçbiri beni yıldıramadı.

Kendime "Elinde neler var?" dedim. Bu evde seni mutlu eden, sana iyi gelen? Etrafına bir bak. Bu evin her odasına bütün gün dolan inanılmaz bir güneş var. Ben güneşle canlanıyorum, enerji doluyorum demiyor musun yıllardır. Al sana salonda otururken bile gözünü kısmadan oturamayacağın yani istemediğin kadar güneş! Öğrencilik yıllarındaki rutubetli ve karanlık bodrum katlarından şikayet ettin yıllardır. Al sana en üst kat! İstanbul'un belki de artık sevdiğin tek köşesi, güzelim adalar tam karşında. En sevdiklerinin, Burgaz ve Heybeli'nin tam arasına koy balkon masanı! Her gün içine dolan pırıl pırıl bir deniz var, tam hizanda iki dalgakıranla sütliman olan, üzerine balıkçı takaları bağlanmış. Hepsi tam karşında!

O bahar aylarında her gün, işten eve geldiğimde çayımı alıp elimde not defterimle ve yanıbaşımda iki kedimle sıvası üzerimize dökülen balkonumda oturdum. Kuşları dinleye dinleye, gecenin ışıklarında gidip gelen son ada vapurlarına baka baka, upuzun yapılacaklar listeleri hazırladım. Bitkiler edindim. Adını hiç bilmediğim güneşsever türler keşfettim, baktım, büyüttüm, bize adeta bir güney iklimi yaşatan bu evde ben de onlarla büyüdüm. Boyalar, zımparalar yaptım, nalburlara dost oldum. Bazı günlerde ev bir atölyeye ya da bir çalışma kampına dönüyordu. Molalarda güneşte sereserpe yatan kedilerimin mutlu hallerine sevindim, onları izleyerek dinlendim. Kendime adım adım, içinde mutlu hissedeceğim bir dünya kurmaya çalıştım...

Her köşesinde emeğimin olduğu, bazı çözümleri gerçekten yoktan var ettiğim evcağızım...
İnsanların mal-mülk kavramıyla kurdukları ilişki bana hep garip gelmiştir. Bu evden, birilerinin hırsları uğruna yakın bir zamanda hiç istemediğim halde taşınmak zorunda kalacağım. Neyseki bu evde kurduğum dünyamın fotoğrafları, severek takip ettiğim bir dergide, anıları ise hep ruhumda kalacak...





12 yorum:

  1. Denk gelirse dergiyi almak isterim güzel görünüyor herşey..

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Monica, dergiyi alacağım ve zevkle okuyup bakacağım resimlere... Bende artık insanları anlayamıyorum... Düşünüyorum ve yne düşünüyorum ve anlayamıyorum... Neyse, derin mevzular bunlar ama içtenlile dilerim ki evinden, mutlu olduğun yerden kimse seni uzaklaştıramasın....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Nilüfer. Evet insanları anlamak giderek güçleşiyor, ne yazık ki geri dönülemez bir biçimde bozulan ve değişen insani değerlerle çevrelendik. Keşke dileğin gibi olsa her şey, ama mayıs sonunda evden çıkışımız kesinleşti. Şimdi ev toparlama, yılmama ve zor da olsa yeni başlangıçlar zamanı :)

      Sil
  3. Cidden yaratıcılık var evin her köşesinde ve müthiş bir emek, bir de hikaye tabi.Hikayesi olan şeylere ayrı bir sevgim var.Alayım ve okuyayım mutlaka.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Bahar. Güzel sözlerin mutlu etti :)

      Sil
  4. Oley oley oley diye başlamak istiyorum. Nisan hediyesi oldu bu bana. :)

    Çünkü zaten yaptığı her şeye ayıla-bayıla baktığım hatta bakmalara doyamadığım bir evin, dergide basılı bir dökümanı olacak. Daha ne olsun? :)

    Hemen alacağım caniçi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ersincim evet hediye hazırladım sana :) Öncelikle kendimeydi bu hediye sonra senin gibi emek bilici :) ve ilham verici caniçilere doğru... Kalpten kalbe yayılan güzel ilhamlar olsun...

      Sil
  5. sevgili monica, hikayen, emek dolu, mücadele dolu ve sonu yenilgi ama üzülme ne evler kurup, kurup kaybederek yaşanıyor. her birinden de bir sürü bilgelikle çıkılıyor. ''Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.'' Samuel Beckett sözünü şiar edinip yola devam... çok sevdiğim evini, dergiyi alarak ömrüme düşenlere ekleyip saklayacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Ayşen. Hep gerçekçi, anlayışlı ve güçlü sözlerini koyuyorsun önüme. Biraz üzülmek hakkımı baki tutarak :) yeni umutları heyecanla bekliyorum artık. Olmuş için yapacak bir şey yok, olacaklar içinse çok şey var değil mi? Öperim, kucaklarım...

      Sil
  6. Dilerim o yeni umutlar fazlasıyla gelip bulur sizi. Dergi çıkmış olmalı, mutlaka alıp zevkle inceleyeceğim. Kocaman sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıktı evet, nisan başında. Güzel dilekler için bin teşekkür... Sevgiler.

      Sil